Ontolojik Şizofreni ve Müslüman Zihnin Çıkmazı
Teşhis, Analiz ve "Sivil Tahkim" ile Tedavi Reçetesi
Türkiye'deki İslami düşüncenin en büyük krizi siyasi değil, ontolojiktir (varoluşsal). Müslüman özne, inandığı değerler (Tevhid) ile yaşadığı pratik (Seküler Hukuk/Devlet) arasında derin bir yarılma yaşamaktadır. Bu yazıda, bu hastalığı "Ontolojik Şizofreni" olarak tanımlayacak, nedenlerini irdeleyecek ve sistem içinde kalarak sistemden nasıl "Hicret" edilebileceğinin somut hukuki yol haritasını çizeceğiz.
BÖLÜM 1: TEŞHİS - "BİZİM DEVLETİMİZ" YANILSAMASI
Ontolojik şizofreni, bir varlığın kendi varoluşsal temelleri ile eylemsel gerçekliği arasında kopuş yaşamasıdır. Müslüman zihin bugün iki farklı örneği tartışırken aslında aynı hataya düştüğünü fark edememektedir:
- FETÖ Örneği: Dinlerarası diyalog adı altında teolojik taviz vererek küresel sistemle (BaşMafya) uzlaştı.
- Anadolu Müslümanları Örneği: "Devletin bekası" adı altında Roma Hukuku (Seküler düzen) ile uzlaştı.
Aradaki fark sadece biçimseldir. Biri dini tahrif ederek, diğeri hukuku sekülerleştirerek "Tevhid" ilkesinden sapmıştır. "Bizim devletimiz" bahanesi, şirkle uzlaşmanın üzerini örten bir konfor alanı yaratmıştır. Camide Allah'ın hükmünü, adliyede Roma hukukunu kabul eden zihin bölünmüştür.
BÖLÜM 2: MUKAYESE - İNGİLTERE Mİ, TÜRKİYE Mİ?
Paradoksal bir şekilde, "Küfür Diyarı" olarak görülen İngiltere'deki Müslümanlar, Türkiye'dekilerden daha az şizofrenik bir yaşam sürmektedir.
Müslümanlar azınlık olduklarını kabul eder. Devleti "Baba" olarak görmezler. Bu yüzden kendi "Getto Hukuklarını" (Şeriat Mahkemeleri) kurmuşlardır ve İngiliz yasaları (Arbitration Act 1996) buna izin verir. Beklenti ve gerçeklik uyumludur.
Türkiye Modeli (Hukukta Tevhid):
Müslümanlar devleti "kendilerinin" zanneder. Ancak miras, boşanma ve ticarette inançlarına tamamen zıt (Seküler/İsviçre kökenli) kanunlarla yargılanırlar. Hem sistemi kutsayıp hem de sistemin değerlerine karşı olmak, şizofreniyi derinleştirir.
BÖLÜM 3: REÇETE - "SİVİL TAHKİM" (ALTERNATİF HUKUK)
Bu hastalıktan kurtulmanın yolu devleti ele geçirmek değil, devletten bağımsız sivil adalet adaları oluşturmaktır. Bunun adı fıkıhta "Tahkim"dir.
Müslümanlar, mevcut seküler yasaların tanıdığı boşlukları kullanarak, kendi aralarındaki ticari ve hukuki anlaşmazlıkları Devlet Mahkemelerine değil, kendi seçecekleri "Hakemlere" (İlim Ehli) götürmelidir. Bu bir "Hukuki Hicret"tir.
BÖLÜM 4: UYGULAMA - SİVİL TAHKİM MANİFESTOSU
Sistemin içinde kalarak, sistemin çarklarına (faize ve seküler hükümlere) kapılmamak için atılması gereken adımlar şunlardır:
-
1Sözleşme Ahlakı: Müslüman tüccar, standart matbu sözleşmeleri reddetmeli. "İhtilaf halinde T.C. Mahkemeleri yetkilidir" maddesi yerine Tahkim maddesi koymalıdır.
-
2Hakkaniyet Yetkisi: Resmi kanunlarda "Şeriat" kelimesi geçemez. Ancak HMK (Hukuk Muhakemeleri Kanunu) taraflara hakeme "Hakkaniyet ve Nesafet" (Ex Aequo et Bono) yetkisi verme hakkı tanır. Bu, "Kanuna göre değil, vicdanına (Fıkh'a) göre hüküm ver" demenin yasal şifresidir.
-
3Yaptırım Gücü: Cemaat ve mahalle baskısı, devletin polisinden daha etkilidir. Hakem kararına uymayan kişi ticari ve sosyal olarak izole edilmelidir.
BÖLÜM 5: TEKNİK ÇÖZÜM - HUKUKİ KODLAR
Aşağıdaki maddeyi ticari sözleşmelerinize, borç senetlerinize veya kira kontratlarınıza ekleyerek, seküler mahkemeleri devre dışı bırakabilir ve İslam fıkhına (Hakkaniyet adı altında) kapı aralayabilirsiniz.
Örnek Tahkim Maddesi (Kopyalanabilir)
X.1. Taraflar, işbu sözleşmeden doğacak her türlü uyuşmazlığın, devlet mahkemeleri yerine, aşağıda belirtilen usul çerçevesinde TAHKİM yoluyla nihai olarak çözümlenmesini kabul ederler.
X.2. Uyuşmazlık, taraflarca ortaklaşa belirlenen [Hakem Adı/Kurum Adı] tarafından çözümlenecektir.
X.3. Taraflar, 6100 sayılı HMK Madde 416 gereğince, hakemlerin maddi hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalmaksızın, "Hakkaniyet ve Nesafet" (Ex Aequo et Bono) kurallarına göre karar vermesi konusunda hakemlere açıkça yetki vermiştir.
X.4. Hakem kararı nihai ve bağlayıcıdır.
Karar Yazarken Dikkat Edilmesi Gereken "Terminolojik Takıyye"
Hakem, kararını yazarken devletin "İptal Davası" açmasını engellemek için dini terminolojiyi modern hukuka tercüme etmelidir:
- Yazma: "Faiz haram olduğu için reddettim." (Laikliğe aykırı, iptal edilir).
- Yaz: "Talep edilen vade farkı, edimler arası dengeyi bozduğu ve hakkaniyete aykırı olduğu için reddedilmiştir." (Yasal ve geçerli).
SONUÇ: SİRİUS GİBİ PARLAMAK
Müslümanlar, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasını veya yasaların tepeden inme değişmesini beklemek yerine; kendi evlerinde ve ticaretlerinde o yasaları fiilen ilga edip, yerine Hakk'ın hükümlerini ikame ettikleri gün, ontolojik şizofreniden kurtulup "Şahsiyet" kazanacaklardır.
Devlet nerede diye sormayın. Hukuk, vicdanınızda kurduğunuz yerdedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder